<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kelebek@PIS-ii:~$ &#187; Özgürlük</title>
	<atom:link href="http://blog.yollu.com/tag/ozgurluk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.yollu.com</link>
	<description>Aşkın Yollu&#039;nun Web Günlüğü</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Dec 2009 06:45:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Sesin Hafifliği &#8211; Parasız Albüm</title>
		<link>http://blog.yollu.com/2008/01/15/sesin-hafifligi-parasiz-album/</link>
		<comments>http://blog.yollu.com/2008/01/15/sesin-hafifligi-parasiz-album/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jan 2008 00:35:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aşkın Yollu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Albüm]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[Para]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bobrektasi.org/2008/01/15/sesin-hafifligi-parasiz-album/</guid>
		<description><![CDATA[Bugün internette gezinirken ilginç bir grup ile tanıştım. www.sesinhafifligi.net/ sitesinde Kasım 2006 - Haziran 2007 tarihleri arasında, stüdyoya girmeden hazırladıkları albümlerini ücretsiz olarak sunuyorlardı. Hemen indirdim ve dinlemeye başladım. Gerçekten güzel bir albüm. Şarkılarını dinlerken kendinizi anadolu ozanlarını dinler gibi hissediyorsunuz.
Burdan veya Burdan albümleri indirebilirsiniz.

"...Hiçbirimizin profesyonel müzisyen olmadığı ama hepimizin ucundan kıyısından müzikle ilgilendiği bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün internette gezinirken ilginç bir grup ile tanıştım. <a title="Sesin Hafifliği" href="http://www.sesinhafifligi.net/">www.sesinhafifligi.net/</a> sitesinde Kasım 2006 - Haziran 2007 tarihleri arasında, stüdyoya girmeden hazırladıkları albümlerini ücretsiz olarak sunuyorlardı. Hemen indirdim ve dinlemeye başladım. Gerçekten güzel bir albüm. Şarkılarını dinlerken kendinizi anadolu ozanlarını dinler gibi hissediyorsunuz.<br />
<a title="www.bobrektasi.org sitesini kullanarak indirmek için tıklayın:" href="http://blog.yollu.com/wp-content/uploads/2008/01/sesinhafifligi.rar">Burdan</a> veya <a title="dosya.cc sitesini kullanarak indirmek için tıklayın:" href="http://s1.dosya.cc/sesinhafifligi.rar.html">Burdan</a> albümleri indirebilirsiniz.<br />
<img title="Sesin Hafifliği" src='http://blog.yollu.com/wp-content/uploads/2008/01/on-kapak-k.jpg' alt='Sesin Hafifliği - Parasız Albüm' /></p>
<blockquote><p>"...Hiçbirimizin profesyonel müzisyen olmadığı ama hepimizin ucundan kıyısından müzikle ilgilendiği bir grup insan olarak, bu albümde yapmaya çalıştığımız tek şey, 'albüm' denen metanın tanımını değiştirmeye çalışmak oldu.<br />
En başta, ortada bir 'müzik grubu' olmadan, beste denemeleri yapmadan albüm yapılabileceğine inandık. Türkü-barlarda sahne almadan da ortaya bir ürün konulabileceğini varsaydık. Otantisizm fanatiği de olmadık. Görücüye çıkmak için stüdyo demosu da yapmadık.<br />
Ama bir albüm yaptık. Söylemeyi sevdiğimiz ve içimizden geldiği gibi söylediğimiz parçaların kayıtlarından oluşan bir derleme...<br />
Stüdyoda doldurulmamış olması, parasız yayınlanması, çoğu kayıtta çalgı eşliğinin olmaması bizim için onun albüm olmamasını gerektirmiyor. Bilakis tam da bunu amaçladığımızdan bir albüm yaptığımızı düşünüyoruz."</p></blockquote>
<p><img title="Sesin Hafifliği" src='http://blog.yollu.com/wp-content/uploads/2008/01/arka-kapak-k.jpg' alt='Sesin Hafifliği - Parasız Albüm' /></p>
<blockquote><p>"...Özetle bu albüm ile zaten bizim olması gerektiğini düşündüğümüz iki şeyi: sesimizi ve toplumsallığımızı, piyasanın elinden kurtarıp kendimize<br />
döndürmeye çalıştık.<br />
Yaşasın Tony Gatlif (filimleri bize kayıt fikrini verdiği için), yaşasın Theodossi Spassov (kavalıyla insan sesine ilham verdiği için), yaşasın Kardeş Türküler (halkların müziğinin politik olduğunu gösterdiği için), yaşasın mp3 teknolojisi, paylaşım programları, rapidshare, p2p (topluma ait olanı tekrar topluma kavuşturdukları için). Bunların yanında demeğe gerek yok ki zaten kahrolur kapitalizm." </p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.yollu.com/2008/01/15/sesin-hafifligi-parasiz-album/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanlık ayıbı ve kelebekler zamanı</title>
		<link>http://blog.yollu.com/2007/11/24/insanlik-ayibi-ve-kelebekler-zamani/</link>
		<comments>http://blog.yollu.com/2007/11/24/insanlik-ayibi-ve-kelebekler-zamani/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Nov 2007 19:59:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aşkın Yollu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Esti yine]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kelebek]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bobrektasi.org/2007/11/24/insanlik-ayibi-ve-kelebekler-zamani/</guid>
		<description><![CDATA[Kızbes Aydın ÇEKEV Başkanı (Çiğli/İZMİR)
25 Kasım, insanlık tarihinde kadınlara yönelen alçak, vahşi bir şiddetin, bir insanlık ayıbının, bir utancın yıl dönümü olduğu gibi; aynı zamanda, kadınların erkek egemen toplumda toplumsal şiddete karşı durmasının, dayanışmanın ilmik ilmik örülmeye başlanmasının şanlı yıl dönümüdür de.
Bundan tam 47 yıl önce Dominik Cumhuriyeti’nde, Trujillo diktatörlüğüne karşı özgürlük mücadelesini yükselten Mirabel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kızbes Aydın ÇEKEV Başkanı (Çiğli/İZMİR)</p>
<p>25 Kasım, insanlık tarihinde kadınlara yönelen alçak, vahşi bir şiddetin, bir insanlık ayıbının, bir utancın yıl dönümü olduğu gibi; aynı zamanda, kadınların erkek egemen toplumda toplumsal şiddete karşı durmasının, dayanışmanın ilmik ilmik örülmeye başlanmasının şanlı yıl dönümüdür de.<br />
Bundan tam 47 yıl önce Dominik Cumhuriyeti’nde, Trujillo diktatörlüğüne karşı özgürlük mücadelesini yükselten Mirabel kız kardeşlerin, diktatörlüğün askerleri tarafından tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledildikleri, insanlık ayıbının yıl dönümüdür. Mirabel kız kardeşlerden birinin kod adının Kelebek olmasından da esinlenerek; o günden sonra bu üç kız kardeş, gerek Dominik’te gerekse dünyada Kelebekler adıyla efsaneleştirilerek anılmaya başlarlar.<br />
<span id="more-47"></span><br />
Önce 1981’de Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı’nda; 25 Kasım, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak kabul edilir. Daha sonra 1985 yılında, BM tarafından 25 Kasım, “Kadına Yönelik Şiddetin Yok Edilmesi için Uluslararası Mücadele Günü” ilan edilir. Kapitalizmden beslenen, militarizmle sarıp sarmalanan; din, töre ve geleneklerle içselleştirilen feodal erkek şiddeti, sistem tarafından değişik biçimler ve adlarla yeniden yeniden üretilmektedir. Biz kadınlar çok iyi biliyoruz ki; dünyanın her yerinde kadınlar olarak, ulusal, sınıfsal ve cinsel sömürü ve saldırılara maruz kalmaktayız. Sermaye gibi, şiddetin de maalesef vatanı milleti, dini mezhebi yoktur. Bugün sömürü biçimleri milliyet, ülke, bölge ayrımı gözetmeksizin dünyanın her köşesinde vardır; ne yazık ki var olmaya devam ediyor.<br />
Ülkemizde, Antalya Serbest Bölge’de faaliyet yürüten NOVAMED adlı şirkette çalışan kadınların yaşadığı, bunun en yakın ve en canlı örneğidir. Sendikalaşmak için mücadele eden, tamamına yakını kadın olan işçiler; ağır koşullarda, sendikasız, sosyal güvencesiz, angarya ve ucuza çalıştırılarak sınıfsal sömürüye maruz kalıyorlar. Sömürünün kesintisiz sürmesi, sömürü çarkının devamı ve garantisi için kadınların ne zaman hamile kalacaklarına bile kendileri değil, patronları karar veriyor. Böylece kadınlar doğurma haklarına müdahale edilerek ve yine hafta içi değil, hafta sonu eşleriyle birlikte olmaları yönünde baskılanarak; aslında cinsel yaşamlarına müdahale edilerek cinsel şiddete maruz bırakılmaktalar.<br />
Yine son günlerde, ülkemizde çözümsüz bırakılarak kardeşin kardeşe boğazlatılmasına sebep olan ve bir o kadar da sorunların üstünü örtmek, halkın gözünü perdelemek için kullanılan “savaş” bahane edilerek uygulanan bir şiddet türü daha mevcuttur. Anaları gözyaşına boğan, onları sevdiklerinden, yavrularından mahrum bırakan, gelinleri eşsiz, çocukları babasız, anneleri evlatsız bırakan bir savaşın doğurduğu şiddettir bu.<br />
Ancak biz kadınlar biliyoruz ki; biz sustukça, biz sessiz kaldıkça nice kız kardeşlerimiz bu ataerkil vahşet elinde, namus adına, töre adına, hastalıklı beyinlerin elinde can vermeye devam edecek. Daha kaç Sevgi Aguş “cilveli konuştuğu”, daha kaç Alev Er ‘piercing taktığı’ daha kaç Oya Can ‘beyaz tayt giydiği’ için öldürülecek? Ve yine, “devletin bölünmez bütünlüğü, bekası” adına daha nice kız kardeşlerimiz gözaltında taciz ve tecavüze uğrayacak, daha kaç Kürt kadını yerinden yurdundan olacak; göç mağduru olarak açlık ve işsizliğin, cehaletin pençesinde ömür törpüleyecek?.. Sistem muhalifi daha kaç kadın ya da kadın örgütü antidemokratik baskı ve saldırılara maruz kalacak?<br />
Biz kadınlar artık susmayacağız. Artık kendi yazgımızı kendimiz çizmek üzere, sözümüzü birleştirerek, örgütlülüğümüzü, dayanışmamızı örüyoruz. Kadına yönelik şiddete, eşitsizliğe karşı ayaktayız, alarmdayız. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Nerede bir kadın eziliyorsa, nerede kadına yönelik cinsel istismar varsa, şiddet varsa, savaş varsa, haksızlık varsa, sömürü varsa, emin olun, ellerimiz yakanızdadır! Hesabını soracağız! İşte, her yıl bir öncekine göre daha da çoğalarak alanları dolduruyoruz. Daha geçen gün kadın koalisyonunda kenetlendik Ankara’da. Ortak sözümüzle, gücümüzle siyasetin ortasında, “erkek siyasetine” artık yeter demek üzere ellerimizi birleştiriyoruz. Şimdi kelebekler zamanı. Her birimiz birer kelebeğiz. Unutmayalım ki; kelebekler kanat çırparak yol alırlar. Yalnızca 25 Kasımlarda, 8 Martlarda değil; gün gün, her gün kanat çırptıkça özgürleşeceğiz. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.yollu.com/2007/11/24/insanlik-ayibi-ve-kelebekler-zamani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğayla Barış, İnsana Özgürlük İçin Buluşuyoruz</title>
		<link>http://blog.yollu.com/2007/06/11/dogayla-baris-insana-ozgurluk-icin-bulusuyoruz/</link>
		<comments>http://blog.yollu.com/2007/06/11/dogayla-baris-insana-ozgurluk-icin-bulusuyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jun 2007 23:59:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aşkın Yollu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konudışı]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[Dikili]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kamp]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bobrektasi.org/2007/06/11/dogayla-baris-insana-ozgurluk-icin-bulusuyoruz/</guid>
		<description><![CDATA[Bundan dokuz yıl önce dünya gençliği; paylaşmak, üretmek ve dünyaya gençliğin nasıl bir yaşam istediğini göstermek için Bergama'da bir araya geldi. Dünyanın ve Türkiye'nin birçok yerinden gelen gençler, aydınlar, yazarlar, sendika temsilcilerinin bir arada geçirdikleri bu on günü, kampa katılan Yazar Adnan Özyalçıner "Bu karşılaşmanın yaşlı dünyamız için başarılı bir gençleşme eylemi olacağına inanıyorum" diyerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan dokuz yıl önce dünya gençliği; paylaşmak, üretmek ve dünyaya gençliğin nasıl bir yaşam istediğini göstermek için Bergama'da bir araya geldi. Dünyanın ve Türkiye'nin birçok yerinden gelen gençler, aydınlar, yazarlar, sendika temsilcilerinin bir arada geçirdikleri bu on günü, kampa katılan Yazar Adnan Özyalçıner "Bu karşılaşmanın yaşlı dünyamız için başarılı bir gençleşme eylemi olacağına inanıyorum" diyerek tarif etmişti. Bergama, 1998 yılında; ırkçılığa, bölgesel çatışmalara ve çevre talanına karşı başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın yirmi ülkesinden gence ev sahipliği yaptı. Dünya Gençlerinin Bergama Buluşması bizlere, yeni bir dünyayı kuracak güç ve enerjinin gençliğin içinde bulunduğunu bir kez daha gösterdi.<br />
<span id="more-12"></span><br />
Aradan yedi yıl geçtikten sonra 2004 yazında "barış içinde, yaşanılır bir dünya", hâlâ bütün dünya gençliğinin ortak özlemiydi. Şovenizmin kışkırtıldığı bir dönemde “Barış ve Kardeşlik” için buluştuk Dikili’de. Bu yaz ise Dikili’de insanlığın geleceği tehdit ediliyorken “Doğayla Barış, İnsana Özgürlük” diyerek geleceğimize sahip çıkacağız. Gençleşmeye, hayal kurmaya, paylaşmaya ve barışa her zamankinden daha fazla ihtiyacı olan yaşlı dünyamız için, 15-25 Ağustos'ta tarihleri arasında Dikili'de yeniden bir araya geleceğiz.</p>
<p><strong>Özelleştirilen Bir Dünya, Bireycileşen Bir Gençlik İstiyorlar</strong></p>
<p>Yeteneklerimizi, ilgi alanlarımızı, kültürümüzü, heyecanımızı üç saatlik bir sınava ya da atölye tezgâhının başına bağlayanlar için dünya 'özelleştikçe güzelleşiyor'. Tiyatro, müzik, halk oyunlarına olan ilgimiz, imkânların darlığından daha başlarken bitiyor. Parası olanın ayağına kadar giden müzik, tiyatro, sağlık, eğitim vb. parası olmayan için bir lüks halini alıyor. Her hizmeti parayla alınıp satılan bir şeye dönüştürenler için gençliğin enerji ve hayallerini de bundan farksız düşünmedikleri bir dünya da yaşıyoruz. Tiyatro ve sinema salonları şehrin en zengin bölgelerinde kurulurken bizlerin çoğunun bahtına kahve köşeleri, uyuşturucu ve çeteler düşüyor. Ama aynı zamanda da, tüm bunlara karşı bir araya gelmek, yeteneklerimiz ve enerjimizi birleştirmek!..</p>
<p>Bir iş bulabilmek, üniversiteye girebilmek, işten atılmamak için sürekli bir rekabetin içine sokulduğumuz çemberin dışına çıkmak, insanca yaşanabilecek bir dünyayı kurmanın adımlarını atabilmek için bir araya geliyoruz. Birlikte üretmenin, paylaşmanın, kardeşleşmenin, tartışmanın gençliğin barındırdığı en büyük özellikler olduğunu bilerek, geleceğimizi bu özelliklerimizin üzerinden yükseltmek için yarınımızı kurmaya çağırıyoruz.</p>
<p><strong>Sesler...</strong></p>
<p>SESLER… Sesler geliyor dört bir yandan, kapkara karanlık sesler. Savaşları yaratan, insanları katleden sesler…</p>
<p>Bombalar, tanklar ve savaş uçakları haykırıyorlar: “Ortadoğu’ya demokrasi götürüyoruz”! Hastanelere, kütüphanelere, okullara demokrasi yazıyorlar kandan mürekkepleri ile. İstiyorlar ki halklar birbirine düşman olsun. ABD’nin gürültüsü bu, İsrail’in de. ABD’deki Asyalı, Latin Amerikalı genç göçmenler öğrenim paralarını çıkarabilmek veya vatandaşlık hakkı kazanabilmek için gidiyorlar ölüme. Emperyalizm gençliğin geleceğine ölüm ve savaş vaat ediyor. Türkiye egemenleri de Musul deyip Kerkük deyip, Türkiye gençliğini de bu bataklığa çekmek istiyor. Bu ülkede Kürt sorunu en çok gençleri vuruyor.</p>
<p>Sesler yükseliyor Bağdat semalarında. Kanla gelen “demokrasiye” karşı direniş türküleri söyleniyor. Felluce işgale boyun eğmiyor. Türkiye’de bir halkın köyleri yakılıp boşaltılıyor. Bu halk inadına “Aşitî!”diyor. Onlar Türkiye’nin savaş çığırtkanları, ne zaman halklar bayram edecek olsa düşmanlığı kışkırtıyorlar. Türk ve Kürt gençlerini birbirlerine kırdırmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Oysa onlar değil mi dil, din, mezhep ve milliyet ayrımı gözetmeksizin halkları açlığa ve sefalete mahkûm eden, bizleri eğitimsiz ve sağlıksız bırakmaya yeltenen. Onlar değil mi gençliği içine alıp uyuşturucuyla, milliyetçilikle, ırkçılıkla öğütmeye çalışan. Gençliğin enerjisini üretmeye, yaşatmaya ve yaşamı örmeye değil de sadece tüketmeye sevk eden, onu tek tipleştirip bencilleştiren.</p>
<p>Kapitalizmin gözü doymuyor. Dünyaya savaşlarla acıdan başka bir şey vaat etmeyen kapitalizm kâr için üzerinde hegemonyasını sürdürdüğü dünyayı bile yakmaya hazır! Kapitalizm hayattan çoktan vazgeçmiş. Biz de mi vazgeçmeliyiz hayattan? Savaşların ve kapitalizmin yol açtığı diğer felaketler insanlığın geleceğini tehdit ediyor. Bilim insanları dünyanın felaketin eşiğinde olduğunun altını çiziyor ve çözüm önerileri getiriyorlar. Her şeyi kâra dönüştüren sistemin bekçileri bu çözümlere kulak tıkıyorlar. Eğer gerçekten dünyayı küresel ısınmadan kurtarmak istiyorsak, doğayı sömürüden kurtarmak istiyorsak da onu kapitalistlerin elinden kurtarmalıyız.</p>
<p>Milliyetçilik, savaş, yolsuzluk, doğa katliamı… Ve daha nice yitirdiklerimiz güzel bir yaşama ve geleceğe dair. Bunların hepsi zifiri karanlık sesler. Duyuyor musunuz kapitalizmin karnı gurulduyor. Ama...</p>
<p>SESLER… Sesler geliyor dört bir yandan. Masmavi özgürlük türküleri yükseliyor. Tarihimizden, geçmişimizden sesimize can geliyor. 9 Sene önce “dünya gençleri kardeştir” diyerek Bergama’dan yola çıkan, bir araya gelip barışın ve kardeşliğin kınasını yakan genç kızlar, delikanlılar… Karanlığın bizi çektiği yozlaşmaya inat, genç olmanın bir anlamı var diyen, enerjisini kendini gerçekleştirmeye, kültürünü yaşatmaya harcayan, harcadıkça enerjisi artan gençler. 9 yıl önce Bergama’da siyanürlü altın çıkararak köylülerin ve doğanın yaşamını tehdit eden kapitalizmin karşısına dikilerek dayanışmalarını göstermişlerdi. “Siyanürcü şirket Bergama’yı terk et” diyerek köylülerle birlikte şirketlere köyden çıkış yolunu göstermişlerdi. Emperyalizmin pisliklerini süpürmeye çalışan Bergama köylülerine omuz vermişlerdi. Çeşitli ülkelerden gelen gençler, savaşsız bir dünyayı yaratmanın yollarını ve burada gençliğe düşen görevleri tartışmışlardı. İki sene önce Dikili’de ise, kışkırtılan Türk ve Kürt kavgasının karşısına geçerek “Yaşasın halkların kardeşliği” diye haykırdılar. 10 gün boyunca birlikte üretip birlikte yaşamanın o doyumsuz zevkine vardılar. Türkçe türkülere Kürtçe türküler karıştı, sesler çoğaldı. Bir sese diğeri katıldıkça dünyalar değişti. Neler paylaşılmadı ki? Dili, mezhebi, milliyeti farklı olsa da düşü birdi hepimizin. Savaşsız ve sömürüsüz insanca bir dünya... Ve kurulan atölyelerde başladık yaşamı örmeye… Kimimiz duvarlara mavi özgürlük resimleri yaptı, kimimiz bembeyaz bir barış ezgisi kattı. Bazıları çıktı sahneye kendinden bir öykü anlattı, bazıları mısralarla hayatın damarlarından aktı. Düşünü heykelinde konuşturanlar vardı, halayını düşüyle çekenler… Kısacası her türlü yeteneğe açık bir kapı vardı. Üretkenliğimiz ve yaratıcılığımız söylenenin aksine hiç de kör değildi. Öyleyse kurtuluşumuz için mücadele etmek gerekirdi. Aydınlar, akademisyenler geldi, panellerde bize anlattı, bizi dinledi. Sanatçılarla sanat ve kültür üzerine sohbetler edildi.</p>
<p>Bugün yine kapitalizmin yağmacı eli, tarihi ve doğayı katlediyor. Geçmişinde bir tıp merkezi olarak kurulan Dikili’deki Allinoi antik kenti, Yortanlı Barajı yüzünden sular altında kalma tehlikesinde. Tıpkı Hasankeyf ve diğer birçok zenginliğimiz gibi. Allinoi tarihinde su nedeniyle bereketli bir kent olarak bilinirken bugün baraj suları yüzünden yok olmak üzere. Gözleri para ve kardan başka hiçbir şeyi görmeyen kapitalistler ne tarihi ne de doğayı düşünüyorlar. Biz gençler ise iki sene önce olduğu gibi bu yaz yapılacak kampta da doğaya sahip çıktığımızı, tarihi kimsenin kolay kolay yok edemeyeceğini göstermek için yine Dikili’de buluşuyoruz. “Doğayla Barış, İnsana Özgürlük” diyoruz.</p>
<p><strong>Genç Olmanın Bir Anlamı Var</strong></p>
<p> “Türk, Kürt, Ermeni, Laz, Çerkez tüm haklar kardeştir” diyoruz. Biz gençler iddialıyız; tüm bu çeşitliliği bağrımıza sığdırırız. Bu topraklar bizi birleştirdi ve yüzyıllardır birlikteliğimize tanıklık etti. Biz yine birlikte üreteceğiz. Atölyelerimizde yine bizi tek tipleştirmelerine karşı ürettiklerimizle renkleneceğiz. Çünkü farklılıklarımız zenginliğimizdir. Savaşın tohumlarına karşı barışı ve kardeşliği; bizi bencilleştirmeye çalışmalarına karşı da dayanışmayı savunacağız. Bizi eğitim sisteminde, iş yaşamında rekabete sokup bencilleştirmeye çalışan zihniyeti boşa çıkaracağız. Yalnızca Türkiye halklarıyla değil Dünya’nın farklı yerlerinden gelen gençlerle buluşup omuz omuza verip geleceğimizi öreceğiz. Çaresizliği ve çözümsüzlüğü tanımıyoruz. Bizce genç olmanın bir anlamı var. Bizim enerjimiz var. Geleceğimiz için mücadele sorumluluğumuz var.</p>
<p>Biz yine yola çıkıyoruz. Barışın resmini yapmaya, kardeşlik türküleri söylemeye, özgürlük mısraları dizmeye, doğaya sahip çıkmaya; yani yaşamı örmeye!</p>
<p>Genç olmak lazım! Bu çürük düzenin içinde diri durmak lazım. Diri duracağız ki insanın insana zulmüne yol verene, doğayı katledene karşı duracağız; yaşamın her anını ilmek ilmek işlemek için ayakta olacağız. Türkü söylerken cılız çıkmayacak sesimiz, yanımızdakinin sesine karışacak, haykıracağız. Okulumuzda, fabrikada, sokağımızda; kavgamızda, mücadelemizde durmadan üretecek, birikeceğiz. Ve an gelip onları paylaşmamız gerektiğinde hiç geri durmayacağız; hayatın bize sunduğunu kardeşlerimize sunmaktan; paylaşacağız.</p>
<p>SESLER… Sesler geliyor dört bir yandan… Gençliğin masmavi ayak sesleri… Duyuyor musunuz?</p>
<p><strong>Bugüne ve Geleceğimize Dair Bir On Gün...</strong></p>
<p>Aydınların, sanatçıların, yurtdışından konukların katılımı ile birlikte geçireceğimiz on gün bizler için dünyanın gidişine bir müdahale olacaktır. Paneller, söyleşiler, spor etkinlikleri, atölye çalışmaları, konserler ve dinlenerek geçireceğimiz on günde yaşlı dünyaya barış mesajlarımızı vereceğiz.</p>
<p>"Bizlere güzel bir geleceği beklemek yetmez. Ona doğru yürümek için adım atmalıyız." Dikili kampımızı bu adımın bir parçası yapmak için kolları sıvamaya çağırıyoruz.</p>
<p><a href="http://www.genclikbulusmasi.net/">http://www.genclikbulusmasi.net/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.yollu.com/2007/06/11/dogayla-baris-insana-ozgurluk-icin-bulusuyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Mumia’ya Özgürlük’ eylemleri yarın</title>
		<link>http://blog.yollu.com/2007/05/16/%e2%80%98mumia%e2%80%99ya-ozgurluk%e2%80%99-eylemleri-yarin/</link>
		<comments>http://blog.yollu.com/2007/05/16/%e2%80%98mumia%e2%80%99ya-ozgurluk%e2%80%99-eylemleri-yarin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2007 18:08:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aşkın Yollu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konudışı]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bobrektasi.org/2007/05/16/%e2%80%98mumia%e2%80%99ya-ozgurluk%e2%80%99-eylemleri-yarin/</guid>
		<description><![CDATA[
Mumia Abu-Jamal’e destek ve Bush yönetimini protesto için dünya genelinde yapılan eylemler kervanına Türkiye de katılıyor
25 yıldır cezaevinde idam yolunda bekletilen Amerikalı gazeteci, köşe yazarı ve aktivist Mumia Abu-Jamal’e destek ve Bush yönetimini protesto için dünya genelinde yapılan eylemler kervanına Türkiye de katılıyor. Gazetemiz, yarın yeniden yargıç karşısına çıkacak olan yazarımız Mumia Abu-Jamal için Ankara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.evrensel.net/fotolar/20070516/21.jpg" alt="Mumia" /></p>
<p>Mumia Abu-Jamal’e destek ve Bush yönetimini protesto için dünya genelinde yapılan eylemler kervanına Türkiye de katılıyor<br />
25 yıldır cezaevinde idam yolunda bekletilen Amerikalı gazeteci, köşe yazarı ve aktivist Mumia Abu-Jamal’e destek ve Bush yönetimini protesto için dünya genelinde yapılan eylemler kervanına Türkiye de katılıyor. Gazetemiz, yarın yeniden yargıç karşısına çıkacak olan yazarımız Mumia Abu-Jamal için Ankara ile İstanbul’da “Mumia’ya Özgürlük” eylemleri düzenleyecek.<br />
<span id="more-7"></span><br />
Yarınki eylemler, başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkede de eşzamanlı olarak gerçekleştiriliyor.<br />
Ankara’da ABD Büyükelçiliği önünde yapılması planlanan eylem saat 12:30’da, İstanbul’da Galatasaray Postanesi önünde yapılması plananan eylem ise saat 11:30’da gerçekleştirilecek. İstanbul’daki “Mumia’ya Özgürlük” eylemi kapsamında, Amerikan Konsolosluğu’na yazarımız Mumia’nın serbest bırakılması için faks eylemi de yapılacak. Eyleme, gazeteciler, aydın ile yazarlar, insan hakları örgütleri ve sendikaların da destek vermesi bekleniyor.<br />
Mumia Abu-Jamal, bundan önce iki kez idam sehpasından tüm dünyada gerçekleştirilen eylemler ve tepki sayesinde kurtulmuştu. Bu açından eylemlere katılım hayati önem taşıyor.<br />
<strong>Dava yarın</strong><br />
Avukatlarının itirazı ve insan hakları kuruluşlarının baskısı sonucunda yarın Amerikan Federal Temyiz Mahkemesi’nde görülecek olan davada Abu-Jamal, tekrar hakim karşısına çıkacak. Mahkeme, Jamal’in avukatlarının şimdiye kadar gelişen yargılanma sürecinin “adaletsiz ve ırkçı temelde yapıldığı” yönündeki itirazlarını görüşecek.<br />
Abu-Jamal, Temmuz 1982’de Daniel Faulker adlı bir “beyaz polisi öldürmek” iddiasıyla tutuklanmış ve ölüm cezasına mahkum edilmişti. Jamal’in yargılanması hukuki bir skandala dönüşmüştü. 25 yıldır “Ölüm Yolu”nda bekletilen Mumia, Türkiyeli okurlarına yıllardır “Özgürlük Yolu” isimli köşesinden sesleniyor. (DIŞ HABERLER)</p>
<p><a href="http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=10016">http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=10016</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.yollu.com/2007/05/16/%e2%80%98mumia%e2%80%99ya-ozgurluk%e2%80%99-eylemleri-yarin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya, &#8220;Mumia&#8217;ya Özgürlük&#8221; için alanlarda</title>
		<link>http://blog.yollu.com/2007/05/14/dunya-mumiaya-ozgurluk-icin-alanlarda/</link>
		<comments>http://blog.yollu.com/2007/05/14/dunya-mumiaya-ozgurluk-icin-alanlarda/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2007 20:57:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aşkın Yollu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konudışı]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bobrektasi.org/2007/05/14/dunya-mumiaya-ozgurluk-icin-alanlarda/</guid>
		<description><![CDATA[
Dünya, ‘Mumia’ya Özgürlük’ için alanlarda
Abu-Jamal, 17 Mayıs’ta yeniden yargıç önüne çıkacak. Birçok ülkede ‘Mumia’ya Özgürlük’ eylemleri düzenleniyor
25 yıldır cezaevinde tutulan Amerikalı gazeteci, köşe yazarı ve aktivist Mumia Abu-Jamal, 17 Mayıs’ta yeniden yargıç önüne çıkacak. Yıllardır idam yolunda bekletilen gazetemiz yazarı Jamal’in serbest bırakılması için dünyanın pek çok ülkesinden insan hakları savunucuları ve muhalifler, eyleme hazırlanırken, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.evrensel.net/fotolar/20070514/mumia.jpg" alt="Mumia" /><br />
<strong>Dünya, ‘Mumia’ya Özgürlük’ için alanlarda</strong><br />
Abu-Jamal, 17 Mayıs’ta yeniden yargıç önüne çıkacak. Birçok ülkede ‘Mumia’ya Özgürlük’ eylemleri düzenleniyor<br />
25 yıldır cezaevinde tutulan Amerikalı gazeteci, köşe yazarı ve aktivist Mumia Abu-Jamal, 17 Mayıs’ta yeniden yargıç önüne çıkacak. Yıllardır idam yolunda bekletilen gazetemiz yazarı Jamal’in serbest bırakılması için dünyanın pek çok ülkesinden insan hakları savunucuları ve muhalifler, eyleme hazırlanırken, protestoların ilki Almanya’nın Berlin kentindeki ABD büyükelçiliği önünde yapıldı. Unter Linden’de buluşan eylemciler elçiliğe doğru yürüyerek, milletvekillerinin de katıldığı bir miting düzenledi.<span id="more-5"></span>Mumia ile dayanışma eylemlerinin başta AB ülkeleri ile ABD olmak üzere dünyanın dört bir yanında yapılması bekleniyor. ABD’de eylemlerin, Mumia’nın tutuklandığı ve 17 Mayıs’ta yeniden yargıç karşısına çıkacağı Philadelphia’da yoğunlaşması bekleniyor. Mumia ile dayanışma komitelerinden edinilen bilgiye göre, Mumia’nın davası devam ederken, San Francisco’da bir miting düzenlenecek.<br />
<strong>Hukuki skandal</strong><br />
Avukatlarının itirazı ve insan hakları kuruluşlarının baskısı sonucunda 17 Mayıs’ta Amerikan Federal Temyiz Mahkemesi’nde görülecek olan davada Abu-Jamal, tekrar hakim karşısına çıkacak.<br />
Mahkeme, Jamal’in avukatlarının şimdiye kadar gelişen yargılanma sürecinin “adaletsiz ve ırkçı temelde yapıldığı” yönündeki itirazlarını görüşecek.<br />
Gazetemiz yazarlarından Mumia Abu-Jamal, Temmuz 1982’de Daniel Faulker adlı bir “beyaz polisi öldürmek” iddiasıyla tutuklanmış ve ölüm cezasına mahkum edilmişti. ABD’deki önde gelen muhalif örgüt “Kara Panter Partisi” Philadelphia liderlerinden olan Jamal’in yargılanması tam bir hukuki skandala dönüşmüştü. İnsan hakları kuruluşlarının baskısı sonucu Jamal, 1995 ve 1999 yıllarında iki kere idam edilmekten kurtulmuştu. 25 yıldır “Ölüm Yolu”nda bekletilen Mumia, Türkiyeli okurlarına yıllardır “Özgürlük Yolu” isimli köşesinden sesleniyor. (DIŞ HABERLER)</p>
<p><a href="http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=9917">http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=9917</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.yollu.com/2007/05/14/dunya-mumiaya-ozgurluk-icin-alanlarda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
