<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kelebek@PIS-ii:~$ &#187; Üniversite</title>
	<atom:link href="http://blog.yollu.com/tag/universite/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.yollu.com</link>
	<description>Aşkın Yollu&#039;nun Web Günlüğü</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Dec 2009 06:45:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bir dönem daha bitti</title>
		<link>http://blog.yollu.com/2008/01/25/bir-donem-daha-bitti/</link>
		<comments>http://blog.yollu.com/2008/01/25/bir-donem-daha-bitti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Jan 2008 14:18:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aşkın Yollu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[Dönem]]></category>
		<category><![CDATA[Okul]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bobrektasi.org/2008/01/25/bir-donem-daha-bitti/</guid>
		<description><![CDATA[Sonunda bir dönem daha bitti. Yav aslında çokta olmadı başlayalı. Neyse ikinci döneme bomba gibi başlamak dileğiyle bu dönemi bitirelim.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sonunda bir dönem daha bitti. Yav aslında çokta olmadı başlayalı. Neyse ikinci döneme bomba gibi başlamak dileğiyle bu dönemi bitirelim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.yollu.com/2008/01/25/bir-donem-daha-bitti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul Üniversitesi Öğrencisi Kültür Merkezi dsnds #4</title>
		<link>http://blog.yollu.com/2008/01/17/istanbul-universitesi-ogrencisi-kultur-merkezi/</link>
		<comments>http://blog.yollu.com/2008/01/17/istanbul-universitesi-ogrencisi-kultur-merkezi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jan 2008 12:26:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aşkın Yollu</dc:creator>
				<category><![CDATA[AQ]]></category>
		<category><![CDATA[D.S.N.D.S]]></category>
		<category><![CDATA[Karikatür]]></category>
		<category><![CDATA[Yök]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Hali]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[Rektör]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bobrektasi.org/2008/01/17/istanbul-universitesi-ogrencisi-kultur-merkezi/</guid>
		<description><![CDATA[Doğru Söze Ne Denir ki Serisi #4
İstanbul Üniversitesi Öğrencisi Kültür Merkezi faşist baskılar eşliğinde kapatılıyor.

İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi (ÖKM) geçtiğimiz hafta hiçbir gerekçe gösterilmeden İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından kapatıldı. Bünyesinde, tiyatrodan müziğe, ebrudan sinemaya, felsefeden fotoğrafa kadar birçok sanat ve bilim dalında ürünler ortaya koyup öğrencilerle ve halkla buluşturan kulüpleri barındıran Öğrenci Kültür Merkezi’nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>D</strong>oğru <strong>S</strong>öze <strong>N</strong>e <strong>D</strong>enir ki <strong>S</strong>erisi #4<br />
İstanbul Üniversitesi Öğrencisi Kültür Merkezi faşist baskılar eşliğinde kapatılıyor.<br />
<img width="500px" src='http://blog.yollu.com/wp-content/uploads/2008/01/istanbul.jpg' alt='İstanbul Üniversitesi Öğrencisi Kültür Merkezi faşist baskılar eşliğinde kapatılıyor.' /></p>
<blockquote><p>İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi (ÖKM) geçtiğimiz hafta hiçbir gerekçe gösterilmeden İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından kapatıldı. Bünyesinde, tiyatrodan müziğe, ebrudan sinemaya, felsefeden fotoğrafa kadar birçok sanat ve bilim dalında ürünler ortaya koyup öğrencilerle ve halkla buluşturan kulüpleri barındıran Öğrenci Kültür Merkezi’nin kapatılmasına karşı üniversitede hummalı bir çalışma sürüyor. ÖKM’li öğrenciler sanatçı ve aydınlarla görüşüyorlar, diğer üniversitelerden arkadaşlarına konuyla ilgili bilgi veriyorlar, basın kurumlarıyla irtibat kurup bugün saat 15:00’te İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin bahçesinde yapacakları renkli basın açıklamasına çağrılar yapıyorlar. ÖKM Sahnesi oyuncularına ÖKM’nin neden kapatılmak istendiğini ve Rektör Mesut Parlak’ın ne yapmak istediğini sorduk...
</p></blockquote>
<p>Devamı: <a href="http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=23711">www.evrensel.net</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.yollu.com/2008/01/17/istanbul-universitesi-ogrencisi-kultur-merkezi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Para ve üniversite</title>
		<link>http://blog.yollu.com/2008/01/11/para-ve-universite/</link>
		<comments>http://blog.yollu.com/2008/01/11/para-ve-universite/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jan 2008 17:54:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aşkın Yollu</dc:creator>
				<category><![CDATA[AQ]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasi]]></category>
		<category><![CDATA[Yök]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Hali]]></category>
		<category><![CDATA[Para]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bobrektasi.org/2008/01/11/para-ve-universite/</guid>
		<description><![CDATA[YÖK Başkanı yaptığı çarpıcı açıklamalar ile içinde bulunduğumuz haftanın gündemini önemli ölçüde belirledi. Söz konusu açıklamalar iki önemli boyut içeriyordu. Bir tanesi üniversitenin bilim üretimi ve sunumu yapan akademik kadronun temelini oluşturan araştırma görevliliğini kadrolu bir iş olmaktan çıkartmak. Bir diğeri de üniversitelere devlet katkısını ortadan kaldırıp tüm maliyeti öğrencilere yıkmak. Yani, üniversiteyi bütünüyle para [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>YÖK Başkanı yaptığı çarpıcı açıklamalar ile içinde bulunduğumuz haftanın gündemini önemli ölçüde belirledi. Söz konusu açıklamalar iki önemli boyut içeriyordu. Bir tanesi üniversitenin bilim üretimi ve sunumu yapan akademik kadronun temelini oluşturan araştırma görevliliğini kadrolu bir iş olmaktan çıkartmak. Bir diğeri de üniversitelere devlet katkısını ortadan kaldırıp tüm maliyeti öğrencilere yıkmak. Yani, üniversiteyi bütünüyle para karşılığı hizmet veren bir kurum haline dönüştürmek.<br />
<span id="more-93"></span><br />
Üniversitelerin yeniden yapılanmasında ortaya atılan her iki öneri de aslında bütünlüklü bir projenin parçalarıdır. Bu proje, 1980’lerde başlayan üniversiteyi tümüyle sermayeye hizmet eder ticari bir yapıya dönüştürmektir. Bu dönüşüm her ticari kurum gibi üniversitenin de kâr amacı güden bir işletme haline dönüşmesini öngörmektedir. Kâr amacı, doğası gereği üniversiteyi maliyetlerin düşürülmesi ve gelirin artırılması hedefine yöneltecektir.<br />
Araştırma görevliliğinin kadrolu bir iş olmaktan çıkartılıp burslu öğrenciliğe dönüştürülmesi, tam anlamıyla istihdamın esnekleştirilmesidir. Tüm esnekleştirmelerde olduğu gibi burada da temel amaç istihdam maliyetinin düşürülmesidir. Ancak, araştırma görevlilerinin aynı zamanda yüksek lisans ve doktora tez çalışmaları yaptığını, yani akademik bir çalışma içinde bulunduklarını da düşünürsek, ortaya bir başka amacın daha çıktığı görülmektedir. Bu amaç, araştırma görevlilerini akademik yaşamlarının ilk basamağında bağımlı hale getirmektir. Akademik çalışmanın en temel koşulu hiçbir bağımlılık içerisinde olmadan özgürce çalışmaların yürütülebilmesidir. Oysa iş, ücret ve gelecek güvencesi ellerinden alınmış kişilerin özgürce düşüncesini ifade edebilmesi ve bilimsel çalışmalar gerçekleştirmesi mümkün değildir. Henüz akademik yaşamının ilk aşamasında iş, ücret ve gelecek kaygısı ile baskılanan kişilerin akademik yaşamda kalmayı başarsalar bile egemen gücün etkisinden kurutulup bilimsel çalışmalarında toplumsal faydayı gözetmeleri mümkün olamaz.<br />
Dolayısıyla üniversite ve bilim toplumdan daha da kopartılarak bütünüyle sermayeye hizmet eder hale getirilmiş olur.<br />
Üniversitenin bütünüyle paralı hale getirilmesi sadece üniversitenin değil tüm eğitim sisteminin ve toplumsal sınıflar arası ilişkilerin de bütünüyle yeniden sorgulanmasını gerektiren bir düşüncedir.<br />
Üniversitenin paralı olması tüm eğitim sistemini sorgulatır çünkü, yıllardır uygulanagelen eğitim politikası; öğrencileri üniversiteye yönelten ve hatta üniversiteye girmeyi yaşamın dönüm noktası olarak gösteren bir içeriğe sahiptir. Bu nedenle aileler ilköğretimin ilk sınıflarından başlayarak OKS (SBS) ve ÖSS için çocuklarını test sistemine yönelterek dershane kapılarına yığmaktadır. Diğer bir söyleyişle Türkiye’de ÖSS dışında eğitimin hiçbir amacı, hiçbir işlevi kalmamıştır. Hal böyle iken bir anda üniversiteyi paralı hale getirip birçok ailelin çocuklarını üniversite hedefinden de uzaklaştırmak eğitimin bu tek amacını, işlevini de ortadan kaldıracaktır. Bu durumun eğitimi gerçek işlevlerine döndürebileceği yönündeki beklentiler ise mevcut anlayışın iktidarda bulunduğu süreçte gerçekleşemeyecektir. Yani, zaten fiilen işlemez olan eğitim sistemi bütünüyle çökecektir.<br />
Üniversitenin paralı olması üniversiteyi sorgulatacaktır çünkü, üniversitenin en temel işlevlerinden biri “aydın insan” yetiştirmektir. Aydın insan ancak, refah içinde özgür bir toplumda özgürlüğü, refahı yaşayabileceğini bilen ve kendi çıkarlarının ötesinde toplumsal faydayı da gözeten insandır. Bu meziyet para karşılığında alınamaz. Para ödenerek alınan eğitim, yeniden paraya dönüştürülebilecek bir yatırım aracı olabilir ancak. Para ile üniversite bitiren bir kişiden toplumsal faydayı düşünmesi beklenemez. Artık onun amacı, üniversite eğitimi için yapmış olduğu yatırımın en hızlı biçimde kendisine geri dönmesidir. Bunun için de üniversite mezunu, en hızlı biçimde bilgisini, emeğini sermayeye pazarlamayı ve onun hizmetine amade olmayı hedefleyecektir. Bu nedenle üniversiteler de eğitim programlarını bütünüyle sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda oluşturacaktır.<br />
Dolayısıyla üniversite, vermiş olduğu eğitim ve öğretimle de toplumdan kopup sermayenin hizmetine girmiş olacaktır.<br />
Üniversitenin toplumdan kopartılıp sermayenin hizmetine amade edilmesi ve üniversite eğitiminin sadece varlıklı ailelerin aldığı ayrıcalıklı bir hizmet haline dönüşmesi, her şeyden önce toplumda sınıflar arası güç dengesinin sermaye lehine bozulduğunun açık bir ifadesidir. Üniversitenin bu yeni konumlanması, güç ilişkilerindeki mevcut dengesizliği daha da derinleştirecektir. İşte bu nedenle üniversitede yaşanmakta olan bu dönüşüm sürecinde sürekli kaybeden konumunda olan sermaye dışı toplum kesimleri ve onların temsilcisi örgütlerin bu sürece mutlaka en hızlı ve etkin biçimde müdahalesi gerekmektedir.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=23371">evrensel</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.yollu.com/2008/01/11/para-ve-universite/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üniversitelerde korku imparatorluğu &#8211; Üniversiteler ve YÖK</title>
		<link>http://blog.yollu.com/2007/11/06/universitelerde-korku-imparatorlugu-universiteler-ve-yok/</link>
		<comments>http://blog.yollu.com/2007/11/06/universitelerde-korku-imparatorlugu-universiteler-ve-yok/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 17:51:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aşkın Yollu</dc:creator>
				<category><![CDATA[AQ]]></category>
		<category><![CDATA[Siyasi]]></category>
		<category><![CDATA[Yök]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bobrektasi.org/2007/11/06/universitelerde-korku-imparatorlugu-universiteler-ve-yok/</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de ilk kez Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve üniversite sisteminin baskıcı, antidemokratik ve otoriter yapısı bilimsel bir araştırmayla ortaya konuldu. Araştırmanın sunucunda ise üniversitelerde bir korku imparatorluğu oluşturulduğu ortaya çıktı.
Yrd. Doç. Dr. Erkan Yaman doktora tezi olarak üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin maruz kaldığı baskıları araştırdı.Üniversitelerde öğretim elemanlarına uygulanan ayrımcılık, baskı, eziyet, korkutma, küfür, hakaret, taciz gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src='http://blog.yollu.com/wp-content/uploads/2007/11/83.jpg' alt='YÖK' / style="padding: 0px 3px 2px 0px" align="left"/>Türkiye’de ilk kez Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve üniversite sisteminin baskıcı, antidemokratik ve otoriter yapısı bilimsel bir araştırmayla ortaya konuldu. Araştırmanın sunucunda ise üniversitelerde bir korku imparatorluğu oluşturulduğu ortaya çıktı.<br />
Yrd. Doç. Dr. Erkan Yaman doktora tezi olarak üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin maruz kaldığı baskıları araştırdı.Üniversitelerde öğretim elemanlarına uygulanan ayrımcılık, baskı, eziyet, korkutma, küfür, hakaret, taciz gibi resmi olmayan cezalar bir akademisyen tarafından doktora tezine konu edildi. Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nde bir eğitim yönetimi sorunu olarak öğretim üyelerine uygulanan informel (resmi olmayan) cezalar araştırıldı.<br />
Yrd. Doç. Dr. Erkan Yaman’ın yaptığı araştırmanın tez danışmanlığını Prof. Dr. Hoşcan Ensari yaptı. Buna göre üniversitelerimizin genel görünümü şöyle: “Korku kültürü hakim. Baskıcı ve otoriter yönetim anlayışı üniversiteyi yozlaştırıyor. Akademisyenler sürekli sindiriliyor, tehdit ediliyor. Adam kayırma ve yandaşlık had safhada. Öğretim elemanları bu ortamda bilim üretemiyor ve mutsuz.”<br />
<span id="more-35"></span><br />
Halen Sakarya Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Erkan Yaman, doktora tezini Türkiye’nin değişik bölgelerindeki üniversitelerde informel cezalara maruz kalmış öğretim üyeleri ile yüz yüze görüşmeler yaparak gerçekleştirdi. Araştırmaya göre üniversitedeki otoriter yapı sisteme uymayan öğretim üyelerine yasa ve yönetmeliklerde yer almayan cezalar veriyor. Bu cezalar tutum ve davranışlar yoluyla şu şekilde tezahür ediyor: “Ayrımcılık, kayırma, yıldırma, korkutma, ihmal, sömürü, istismar, bencillik, eziyet, şiddet, baskı, saldırganlık, hakaret ve küfür, bedensel ve cinsel taciz, görev ve yetkinin kötüye kullanımı, dedikodu, dogmatik davranışlar, yobazlık, bağnazlık.”<br />
<strong>Askeri hiyerarşi</strong><br />
Araştırmada üniversitelerde oluşturulan korku kültürü, öğretim üyelerinin anlatımlarıyla ele alınıyor. İsmi açıklanmayan bir araştırma görevlisi, üniversitelerde askeri hiyerarşik yapılanmanın bir benzerinin varlığına dikkat çekerek şöyle konuşuyor: “Bir akademisyen düşünün ki bağımsız düşünce süreçlerini ve doğru bildiğini her fırsatta ifade etmesi gereken bir bilim insanı tuvalete giderken dahi izin isteyecekti. Bu korkunç bir manzaraydı.” Akademisyenlikte usta-çırak ilişkisi bulunması, amirin onayı olmadan bir şey olunamayacağı sonucunu doğuruyor. Bu da insanların hak aramadan çekinme ve korkuyu beraberinde getiriyor. Böylece ideolojik yapılanma ve kadrolaşma da etkisini devam ettirebiliyor.<br />
<strong>‘Düşman öğretim üyeleri’</strong><br />
Resmi olmayan cezalar arasında yöneticilerle ters düşen öğretim elemanlarına ambargo uygulanması da bulunuyor. Bir yardımcı doçent, yöneticilerle ters düştüğü için üniversitedeki memur ve müstahdemlere varıncaya kadar herkese kendisiyle konuşulmaması talimatı verildiğini ifade ediyor. Öğretim üyesi, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Tabii ki kimse bizimle arkadaş olmuyordu korkudan. Korkuyorlardı insanlar, memur ve hizmetliler dahil. Onlara bizim için ‘düşman öğretim üyeleri’ denmişti. Maalesef korkunç. Akademik camiada bunları da yaşadık.”<br />
<strong>Korku kültürü</strong><br />
Yrd. Doç. Dr. Erkan Yaman, Türkiye’nin en önemli sorununu aydınların henüz bu korku kültürünü tartışmaya dahi açamaması olarak görüyor ve şu yorumu yapıyor: “Korku kültürü bir dünya görüşü, yaşama bakış tarzı, diğer insanlarla paylaşılan bir algılama zemini oluşturur. Bu algılama zemini, insanın özünü, onurunu, tekliğini önemsemez; bu zeminin önemsediği en önemli faktör güçtür. Bu bir kültürdür ve ülkemizdeki insanlar bu kültürün içinde yoğrulmuşlardır... Türk toplumunun en can alıcı sorunu budur. Nitekim araştırmamızın bulgularında da öğretim elemanları, çalıştıkları fakülte ya da bölümlerde yöneticileri tarafından oluşturulan korku kültürünün onlarda ciddi düzeyde olumsuz örgüt iklimi algısının ve sorunların oluşmasına neden olduğunu belirtmiştir.”<br />
Bilimsel araştırmada öğretim üyelerinin en çok şikayet ettiği konuların başında öğretim elemanlarına akademik yükseltmelerde kadro verilmemesi veya engellenmesi; yaptıkları bilimsel çalışmalara değer verilmemesi; yayınlarının yöneticiler tarafından olumsuz biçimde eleştirilmesi gibi davranışlar geliyor.<br />
<strong>Baskı, hocaları hasta ediyor</strong><br />
Üniversitelerdeki baskı ve sindirme kültürü, akademik camianın en alt mertebesi kabul edilen araştırma görevliliğinden itibaren oluşturuluyor. Araştırma görevlisinin geleceği, iş hayatı ve yükselmesi sürekli bir üst amirinin elinde olduğu için özel işlerde kullanıldığına vurgu yapılıyor. Araştırma görevlileri, informel cezaya maruz kalmamak için öğretim üyeleri ve yöneticilerin derslerine giriyor; ama ücretini başkası alıyor, onlar adına akademik çalışma yapıyor; ama ismi yazılmıyor, özel işlerinde kullanılıyor veya çanta taşıtılıyor. İnformel cezaların öğretim elemanı üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri de doktora tezinde araştırıldı. Buna göre cezaya maruz kalan akademisyenlerde kronik uyku bozukluğu, kronik yorgunluk sendromu, aşırı kilo alma veya verme, boyun ve sırt ağrıları, kalp ritim bozukluğu, ağız kuruluğu, sersemlik hissi, kontrolünü yitirme korkusu, titreme ve seğirmeler, nefes almada zorluk, alerjik reaksiyonlar, baş ağrısı veya migren, kaşıntı ve döküntüler, saçlarda beyazlaşma veya dökülme gibi fiziksel etkiler görüldü. Cezaların en önemli psikolojik etkisi ise stres, mutsuzluk ve hüzün olarak ortaya çıktı.</p>
<p><strong>YÖK ne zaman kuruldu</strong><br />
Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK), 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca 6 Kasım 1981’de, Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın başkanlığında kuruldu. 12 Ekim 1980 askeri darbesi YÖK ile üniversiteleri, işlevlerini yerine getirememe pahasına denetim altına aldı ve akademik sıkıyönetim kurumu oluşturdu. YÖK Kanunu parlamentodan geçmeden, 1982 Anayasası’yla güvenceye alındı ve uygulamaya konuldu.<br />
Yükseköğrenim yaşamının genel ve özel, tüm alanları YÖK’ün sorumluluğu içine girdi. YÖK’ün kurulmasını izleyen dönemde, 200’e yakın öğretim üyesi hiçbir kamu görevinde görev alamayacakları ibaresiyle üniversite kapısının önüne konuldu, 70 binden fazla öğrenci disiplin soruşturmasından geçirildi ve üniversiteden atıldı. Üniversitelerin kendi bütçelerine sahip olma yetkileri, YÖK ile birlikte ellerinden alınırken, 1984 yılından itibaren, “Öğrencilerin eğitim masraflarına katılması” gerekçesiyle harç uygulamasına geçildi.</p>
<p><strong>SUNU</strong></p>
<p>Alaaddin Şenel ‘Osmos Kronos’ adlı kitabının önsözünde kendi başından geçen ve üzerinden yıllar geçmesine rağmen unutamadığı bir olayı anlatır. Darbe sonrasında polis öğrencileri tutuklamak için sınıfları basmaktadır. ‘Yeni bir insan tipi’ yetiştirilmesinin önünde engel olabilecek bütün öğrencileri tek tek toplamaktadır. Şenel’in Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde ders verdiği sınıfa giren polis Kürt bir öğrenciyi yaka paça gözaltına almak ister. O kargaşada henüz genç bir öğretim üyesi olan Şenel, öğrenciye dersin başında verdiği kalemi geri ister.<br />
Olay doğrudan YÖK’le ilgili değil kuşkusuz. Üniversitelere yönelik baskının bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Hayatı boyunca böyle bir olayda tutuklanan öğrenciden kalemini istemek dışında bir şey yapamadığı için ‘kendine kızan’ öğretim üyesi ise YÖK nedeniyle üniversiteden ilişiği kesilen, insanlık tarihi konusunda yaptığı çeviriler ve yazdığı kitaplarla topluma katkısı olan bir insan...<br />
Üniversitelerde bilimsel çalışmaların gerilemesi, öğretim üyelerinin bilim adına yaptıklarının yok sayılması, tezlerinin ‘resmi teze’ uygun olmadığı için reddedilmesi, üniversitelerin sivil ve resmi polisin temel çalışma alanı haline getirilmesi, bilime ayrılan kaynakların azaltılması gibi uygulamalarla üniversite bir bakıma kışlaya dönüştürüldü. Hiçbir akademik çalışması olmayan kişilerin birden bire profesör olması, başta YÖK’ün kurucu başkanı olan Doğramacı olmak üzere birçok öğretim üyesinin adının intihalle (bilim hırsızlığı) anılması gibi olaylar, ardı ardına ortaya çıktı.<br />
Emre Kongar’ın ‘Hocaefendi’nin Sandukası’ adlı kitabındaki adlandırmasıyla ‘Giftos Carpantiye’den başlayarak bütün YÖK başkanları aynı politikaların uygulayıcıları olarak görev yaptılar.<br />
Eserleri ortada. Onlar şimdi gerici ama ‘yeni’ politikalar için yeni bir YÖK’ü tartışıyorlar. Ancak, bu sorunu da tarihte hep olduğu gibi ülkenin ve dünyanın geleceği için mücadele edenler çözecek gibi görünüyor. Korkuyu yenecek olanlar da onlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.yollu.com/2007/11/06/universitelerde-korku-imparatorlugu-universiteler-ve-yok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşte deü ydy tuvaletleri</title>
		<link>http://blog.yollu.com/2007/10/29/iste-deu-ydy-tuvaletleri/</link>
		<comments>http://blog.yollu.com/2007/10/29/iste-deu-ydy-tuvaletleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Oct 2007 11:56:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aşkın Yollu</dc:creator>
				<category><![CDATA[AQ]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[Köpek]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Tuvalet]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[Ydy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bobrektasi.org/2007/10/29/iste-deu-ydy-tuvaletleri/</guid>
		<description><![CDATA[
İşte 2 sene ben bu tuvalete girdim. OKulumuzun hijyene nekadar önem verdiklerinin bi belgesi. 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href='http://blog.yollu.com/wp-content/uploads/2007/10/grnt003.jpg' title='işte deü ydy tuvaletleri'><img src='http://blog.yollu.com/wp-content/uploads/2007/10/grnt003.thumbnail.jpg' alt='işte deü ydy tuvaletleri' /></a><br />
İşte 2 sene ben bu tuvalete girdim. OKulumuzun hijyene nekadar önem verdiklerinin bi belgesi. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.yollu.com/2007/10/29/iste-deu-ydy-tuvaletleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kimlik &#8211; Kayıt Paraları Yasal Değildir!</title>
		<link>http://blog.yollu.com/2007/06/04/kimlik-kayit-paralari-yasal-degildir/</link>
		<comments>http://blog.yollu.com/2007/06/04/kimlik-kayit-paralari-yasal-degildir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jun 2007 00:19:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aşkın Yollu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öğrenci Hali]]></category>
		<category><![CDATA[Haraç]]></category>
		<category><![CDATA[Harç]]></category>
		<category><![CDATA[Kayıt]]></category>
		<category><![CDATA[Para]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bobrektasi.org/2007/06/04/kimlik-kayit-paralari-yasal-degildir/</guid>
		<description><![CDATA[Her senebaşında bizden alınmaya çalışılan kimlik - kayıt paraları yasal değildir. Bunu ödeme gibi bir zorunluluğumuz yoktur. Üniversitelerin gelir kaynaklarını düzenleyen 2547 nolu Yükseköğretim kanunda öğrencilerden harç dışında hiç bir paranın alınamayacağı yazmaktadır. Bu nedenle sizde benim gibi bu parayı vermeyin. Eğer sizde parayı ödemek istemiyorsanız aşağıda vereceğim dilekçe örneğinin bi benzerini harç paranızı yatırdıktan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her senebaşında bizden alınmaya çalışılan kimlik - kayıt paraları yasal değildir. Bunu ödeme gibi bir zorunluluğumuz yoktur. Üniversitelerin gelir kaynaklarını düzenleyen 2547 nolu Yükseköğretim kanunda öğrencilerden harç dışında hiç bir paranın alınamayacağı yazmaktadır. Bu nedenle sizde benim gibi bu parayı vermeyin. Eğer sizde parayı ödemek istemiyorsanız aşağıda vereceğim dilekçe örneğinin bi benzerini harç paranızı yatırdıktan sonra dekanlığınıza verin. </p>
<p>Dilekçe örneği:<br />
Word dosyası olarak: <a href="http://www.deuemek.org/dosyalar/kayit_dilekcesi_ornegi.doc">www.deuemek.org/dosyalar/kayit_dilekcesi_ornegi.doc</a></p>
<p>Odt olarak: <a href="http://www.deuemek.org/dosyalar/kayit_dilekcesi_ornegi.odt">www.deuemek.org/dosyalar/kayit_dilekcesi_ornegi.odt </a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.yollu.com/2007/06/04/kimlik-kayit-paralari-yasal-degildir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
